Kudüs: Sultan Selahaddin'in emaneti ve Yavuz Sultan Selim Han'ın mirası...
6.12.2024 21:50:10Kudüs Ziyareti
“Ancak üç mescit için ibadet maksadıyla seyahate çıkılır” hadisi şerifi gereğince mukaddes bir yolculuğa çıkıyoruz Kudüs’e doğru.
Ama önce bazı hazırlıklar yapmamız gerekiyor ve tabii ki en başta niyet!
Yolculuk Öncesi Hazırlık
Gidiş tarihi itibarıyla geçerli olacak şekilde en az bir yıllık pasaport sahibi olunması gerekir. Vizeler geldikten sonra şirket yetkilisi tarafından havalimanı, uçuş ve diğer konular hakkında bilgilendirme yapılır.
Uçuş
Uçuşun gerçekleşeceği havalimanında belirlenen buluşma noktasında toplanılır ve herkese yaka kartları dağıtılır. Check-in işlemlerinin ardından pasaport kontrolünden geçerek bizi Kudüs’e götürecek olan uçağın kapısına gideriz.
Yaklaşık iki saatlik uçuşun ardından Tel Aviv Ben Gurion Havalimanı’na ineriz. Burada rehberimizi takip ederek kiosklara ulaşır ve vize kartlarımızı alırız. Pasaport kontrolünün ardından valizlerimizi alarak tarihi Yafa şehrine doğru hareket ederiz.
Tarihi Yafa Şehri
Akdeniz’in incisi, hâlâ Osmanlı kokan tarihi Yafa şehri bizi tüm sıcaklığıyla kucaklar. Tabiin Camii’ni gördüğümüzde yüreğimiz sızlar.
Dünyanın ilk limanı ve Osmanlı’nın tüm gelirini Kudüs’e vakfettiği Yafa Limanı’ndan başlayan sahil yürüyüşüyle Osmanlı toplarına ulaşırız. Buradan Tel Aviv şehrini temaşa ederiz.
Sultan II. Mahmud’un yaptırdığı II. Mahmud Külliyesi’ne adım attığımızda adeta kendi evimize girmiş gibi oluruz. Sonrasında Hasan Bey Camii’ne ulaşır ve burada naneli çay ikramı ile serinleriz.
Kudüs’e Doğru
Yafa’dan Kudüs’e doğru yol alırken güzergâhımızdaki Amvas Köyü’ne uğrar ve burada medfun bulunan başta Ubeyde Bin Cerrah Hazretleri ile Muaz Bin Cebel Hazretleri olmak üzere 25 bin sahabe efendimize selam veririz.
Hikâyesiyle bizi hüzünlendirecek olan Amvas’tan ayrılıp Kudüs’e revan oluruz. Mukaddes şehir Kudüs’e varmadan hemen önce Ramod Köyü’ne uğrar ve burada İşmuil Aleyhisselam’a selam veririz.
Ve artık Kudüs… Kudüs’ün batı tarafından şehre gireriz. Otobüsle yol alırken biraz sonra mübarek mescidimiz Mescid-i Aksa’dan bizi selamlayan Kubbetü’s-Sahra’yı görür ve hep birlikte tekbirler getirmeye başlarız.
Hazreti İsa’nın mekânı Zeytindağı’na ulaşır ve buradan âlemler için bereket merkezi olarak yaratılan Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı temaşa ederiz. Yorgunluğumuzu unuturuz burada, daha çok kalmak isteriz; ama otele yerleşmemiz gerekir artık.
Otele varıp odalarımıza yerleştikten sonra Mescid-i Aksa’ya adeta koşar adımlarla gideriz; çünkü hasret vardır, çünkü yanan yüreklerin teskin olması gerekir.
Mescid-i Aksa ve Kadim Kudüs
Ziyaretin kalbi, duanın merkezi, hasretin vuslata dönüştüğü yer.
Rabbimizin bizzat ismini verdiği mübarek Mescid-i Aksa’ya akşam namazı için Hıtta Kapısı’ndan gireriz; tekbirler getirerek, ayette buyurulduğu gibi tövbe ederek. İlk adımda bizi ılık bir esintinin kucakladığını hisseder, farklı bir ruh ikliminde kanat çırptığımızı anlarız.
Akşam ve yatsı namazlarının ardından otelimize döneriz. Yarın gün boyu Mescid-i Aksa’da olacağız.
Sabah namazı için Mescid-i Aksa’ya doğru adımlarımızı atarken, kadim şehrin tarihi taş duvarlarının bize fısıldadığını duyarız. Kalp çarpıntılarımız ve ayak seslerimiz o fısıltıya cevap verir: İşte geldim ey mukaddes şehir!
Sabah namazının ardından otele kahvaltı için döneriz. Kısa bir dinlenmenin ardından yeniden mübarek mescide “ibadet maksadıyla” varırız.
Kubbetü’s-Sahra, Kıble, Kadim, Mervan, Burak ve Babürrahme mescitleri ziyaret edilir.
İslam Eserleri Müzesi’nde tarihe yolculuk edilir, Hacerü’l-Müşerrefe üzerinde miracın ayak izleri aranır.
Ermeni Mahallesi, Ömer Meydanı, El Halil Kapısı, Kamame Kilisesi, Ömer Mescidi ve Burak Duvarı ziyaret edilir.
Sonrasında kendisine kitap, yani Zebur verilen peygamber Hazreti Davud’a gideriz. Nebi Davud, Kudüs’ün bilinen ilk fatihi ve büyük peygamberidir. Sinagoga çevrilmiş kabrine vardığımızda ellerimizi açar dua ederiz: “Ya Rab, bize nasip et özgürlüğünü!”
Ermeni Mahallesi’nden geçerek Ömer Meydanı’na iner, burada Osmanlı eserlerine dokunuruz. El Halil Kapısı’nın hikâyesine tanıklık ettikten sonra Kamame Kilisesi’ne varırız. Sultan Selahaddin’in evi ile Hazreti Ömer’in Kudüs’te ilk namaz kıldığı yere yaptırılan Ömer Mescidi’ni de ziyaret ettikten sonra Burak Duvarı’nda günlük ziyaret programımızı tamamlarız.
El Halil
Ziyaretimizin üçüncü gününde El Halil’e doğru revan oluruz. Yolda ayırım duvarlarının kadim toprakları nasıl parçaladığını, işgal birimleri ve gözetleme kuleleriyle nasıl ağır bir tablo oluşturduğunu yakinen müşahede ederiz.
El Halil… Üzüm ve mermerleriyle meşhur; Peygamber Efendimiz aleyhisselamın “atamdır” dediği, Allah azze ve celle’nin “dostum” diye nitelediği Hazreti İbrahim’in mekânı Harem-i İbrahim’e ev sahipliği yapan kadim şehir.
İslam’ın dördüncü haremi olarak adlandırılan Harem-i İbrahim’de Hazreti İbrahim ile mübarek eşi Hazreti Sare validemiz, Hazreti İshak ve eşi Hazreti Refika, Hazreti Yakup ve Hazreti Lahika, ayrıca Hazreti Yusuf’un hatıraları vardır.
El Halil böyle bir şehirdir; fakat hüznün burun direklerini sızlattığı, gözleri kızarttığı acı bir ızdırap da taşır.
El Halil’den ayrılırken adımlarımız adeta geri gider. Ayrılmak istemeyiz. Ayaklarımıza sanki prangalar vurulmuştur. O prangalarla şehre veda ederek Hazreti Yunus’un makamına doğru, Halhul’a yol alırız. Buradan Nebi Musa’ya doğru hareket ederiz. Yolda Gargat ağacını görür, Lut Gölü’ne uzaktan bakar ve dünyanın en eski şehirlerinden Eriha’ya hurma bahçeleri arasından gireriz.
Hazreti Meryem
Ziyaretimizin dördüncü gününde Hazreti Meryem’i ziyaret ederiz. Dünyanın en yaşlı zeytin ağaçlarının bulunduğu Getsemani Bahçeleri’nden geçerek farklı Hristiyan mezheplerinin kiliselerini görürüz.
Buralar Hazreti İsa’nın mekânıdır; her adımda o kutlu peygambere selam veririz.
Mescid-i Aksa’nın surlarının dibinde bulunan Rahmet Mezarlığı’na ulaşıp burada sahabe efendilerimizden Ubade Bin Samit ile Şeddad Bin Evs Hazretlerine selam veririz.
Ve Son Gün
Kudüs’te son günümüz. Üzerimize ayrılığın hüznü çöker sabahın ilk saatlerinden itibaren. Kadim Kudüs’ün en meşhur kapısı Şam Kapısı’na varır, burada biraz soluklanırız.
Mescid-i Aksa’ya varır, bir köşesini kendimize arkadaş ediniriz. Ayrılık saati gelene kadar kendi köşemizdeyiz.
Sonrasında kafiledeki bütün kardeşlerimizle bir araya gelir ve ellerimizi semaya açarız; arzın arşa en yakın olduğu yerde… Dualar, dualar, dualar…
Hıtta’dan Çıkarken
Ve Hıtta’dan çıkarken, dönüp bir kez daha bakarız: Bu bir ayrılık değil, dönüş için besmeledir…
Blog Yazarı: Halis MUTLU