Peygamber Efendimiz (sav)'in Kabrine En Son Giren Kişi Kimdir? Şuan Giriliyor mu?
Hac & Umre 07.07.2026

Peygamber Efendimiz (sav)'in Kabrine En Son Giren Kişi Kimdir? Şuan Giriliyor mu?

Bugün Peygamber Efendimizin kabr-i şerifinin bulunduğu Hücre-i Saâdet’e girilebiliyor mu?

Bugün Peygamber Efendimizin kabr-i şerifinin bulunduğu Hücre-i Saâdet’e girilebiliyor mu?

Peygamber Efendimiz (sav)'in Kabrine En Son Giren Kişi Kimdir? Şuan Giriliyor mu?

Peygamber Efendimiz (sav)'in Kabrine En Son Giren Kişi Kimdir? Şuan Giriliyor mu?

7.07.2026 15:45:37

Peygamberimizin Kabrine En Son Giren Kişi Kim?

Peygamber Efendimizin kabr-i şerifiyle ilgili halk arasında sıkça aktarılan ilginç bilgilerden biri şudur: “Peygamberimizin kabrine en son giren kişi kimdi?” Bu soruya verilen meşhur cevap, Medine tarihçisi İmam Semhûdîdir. Ancak burada önemli bir ayrımı baştan yapmak gerekir: Semhûdî’nin girdiği yer doğrudan “kabir çukuru” değil, Peygamber Efendimizin, Hz. Ebû Bekir’in ve Hz. Ömer’in kabirlerinin bulunduğu Hücre-i Saâdet’in iç kısmıdır.

Semhûdî Kimdir?

Tam adı Ebü’l-Hasen Nûrüddîn Alî b. Abdillâh b. Ahmed b. Alî el-Hasenî es-Semhûdî olan bu âlim, 844/1440 yılında Mısır’daki Semhûd şehrinde doğmuştur. Soyunun Hz. Hasan’a ulaştığı belirtilir; bu sebeple şerif ve seyyid unvanlarıyla da anılmıştır. Hadis, fıkıh ve Medine tarihi alanlarında temayüz eden Semhûdî, özellikle Medine ve Mescid-i Nebevî tarihi üzerine yazdığı eserlerle tanınır. 911/1506 yılında Medine’de vefat etmiş ve Cennetü’l-Bakī‘a defnedilmiştir.

Semhûdî’nin en meşhur eseri Vefâʾü’l-vefâ bi-aḫbâri dâri’l-Muṣṭafâdır. Bu eser, Medine tarihi, Mescid-i Nebevî, Ravza-i Mutahhara ve Hücre-i Saâdet hakkında en önemli klasik kaynaklardan biri kabul edilir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Semhûdî, Medine ve Mescid-i Nebevî’nin geçirdiği değişimin takip edilebildiği en önemli kaynaklardan birini ortaya koymuştur.

“Kabir” mi, “Hücre-i Saâdet” mi?

Başlıktaki ifade yaygın olsa da teknik olarak biraz eksiktir. Semhûdî’nin anlattığı olay, kabr-i şerifin kazılması veya kabir çukuruna inilmesi değildir. Onun girdiği yer, Hz. Âişe validemizin odası olan ve daha sonra Peygamber Efendimizin, Hz. Ebû Bekir’in ve Hz. Ömer’in defnedildiği Hücre-i Saâdet’in iç kısmıdır.

Önemli ayrım: “Peygamberimizin kabrine girdi” ifadesi, sanki doğrudan kabre inilmiş gibi anlaşılabilir. Oysa Semhûdî’nin kendi anlatımında mesele, onarım ve temizlik sebebiyle Hücre-i Saâdet’in iç kısmına girilmesi ve içerinin durumunun gözlemlenmesidir.

Semhûdî Neden Hücre-i Saâdet’e Girdi?

Semhûdî’nin anlattığına göre olay, Memlükler döneminde Mescid-i Nebevî ve Hücre-i Saâdet çevresinde yapılan bir imar ve onarım faaliyeti sırasında gerçekleşti. Sultan Kayıtbay devrinde Mescid-i Nebevî’de ve Hücre-i Saâdet çevresinde bazı tamiratlar yapılmış; çatlaklar, eski yangından kalan döküntüler ve yapıdaki zayıflıklar sebebiyle müdahale ihtiyacı doğmuştu.

Semhûdî, Vefâʾü’l-vefâ’da bu hadiseye özel bir bölüm ayırır. Bölümün başlığı bile olayın mahiyetini açıkça gösterir: Hücre-i Şerife’de kendi zamanında gerçekleşen imar, eski yangın enkazının kaldırılması, hücrenin durumunun görülmesi ve onarım sonrası aldığı şeklin tasviri.

Onarım sırasında Hücre-i Saâdet’in iç kısmında bulunan eski enkaz ve döküntüler temizlenmişti. Bu temizlikten sonra bazıları “kabr-i şerif ortaya çıktı” derken, bazıları da “kabirlerden hiçbir iz bulunamadı” demeye başlamıştı. İşte bu söylentiler üzerine imar işlerinden sorumlu kişi, Semhûdî’ye haber göndererek temizlikten sonra Hücre-i Saâdet’i görmesi için onu davet etti.

Semhûdî Nasıl Girdi?

Semhûdî, bu davet üzerine büyük bir heyecan ve derin bir edep duygusu içinde hazırlandığını anlatır. Önce temizlendiğini, yani abdest/temizlik hâline geçtiğini; ardından gireceği yerin manevî ağırlığını düşünerek Allah’tan kendisine güzel edep nasip etmesini dilediğini söyler.

Sonra izin alarak Hücre-i Saâdet’in arka tarafından içeri girdiğini belirtir. Kendi ifadesiyle, “hücrenin arka tarafından girdim ve o mahalli aşmadım.” İçeri girdiğinde ömründe benzerini duymadığı güzel bir koku hissettiğini, ardından Peygamber Efendimize ve iki yanında yatan Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer’e selâm verdiğini, dua ettiğini ve bulunduğu yeri dikkatle gözlemlediğini aktarır.

Bu ifadelerden anlaşıldığına göre Semhûdî’nin girişi keyfî bir ziyaret değil, onarım ve tespit süreciyle bağlantılı izinli bir girişti. Ayrıca o, içeride rastgele dolaşmadığını, girdiği mahalli aşmadığını özellikle vurgular.

İçeride Ne Gördü?

Semhûdî’nin anlatımının en dikkat çekici kısmı, içeride gördüklerine dair verdiği bilgilerdir. Ona göre Hücre-i Saâdet’in zemini düz görünüyordu. Eline aldığı toprakta nem ve küçük çakıllar vardı. Daha da önemlisi, Semhûdî içeride kabirlerin belirgin izlerini görmediğini söyler. Hücrenin ortasında çok hafif bir yükselti bulunduğunu, bazı kişilerin bunu Peygamber Efendimizin kabri zannettiğini aktarır; fakat bu yorumun doğru olmadığını açıkça ifade eder.

Semhûdî’ye göre ortadaki o hafif yükselti, Peygamber Efendimizin kabri değildi. Hatta bunun muhtemelen Hz. Ömer’in kabriyle ilgili olabileceğini söyler. Çünkü naklettiği bilgiye göre Peygamber Efendimizin kabri kıble duvarına yakındı ve lahd kısmı duvarın altına denk geliyordu.

Bu ayrıntı, Semhûdî’nin sadece duygusal bir ziyaret anlatmadığını, aynı zamanda tarihçi dikkatiyle mekânı gözlemlediğini gösterir. Onun metni, Hücre-i Saâdet’in mimarî yapısı, zemin seviyesi, duvarları ve kabirlerin konumu hakkında sonraki araştırmalar için önemli bir kaynak hâline gelmiştir.

Gerçekten “En Son Giren Kişi” mi?

Semhûdî için “Peygamberimizin kabrine en son giren kişi” ifadesi yaygın biçimde kullanılır. Fakat ilmî açıdan daha dikkatli söylemek gerekirse, Semhûdî Hücre-i Saâdet’in içini görüp bunu eserinde ayrıntılı biçimde kayda geçiren en meşhur son görgü şahididir.

Çünkü Semhûdî’nin kendi anlatımında, temizlik çalışmaları sırasında başka görevlilerin de içeri girdiği anlaşılmaktadır. Hatta hücrenin onların çokluğu sebebiyle dolduğunun kendisine ulaştığını söyler. Bu yüzden “kabre en son giren kişi” ifadesini mutlak ve teknik anlamda değil, popüler bir anlatım olarak anlamak daha doğrudur. Ancak bu dönemden sonra da Peygamberimiz'in kabrinin bulunduğu Hücre-i Saadet'e hiç kimse girmemiştir.

Daha doğru ifade şöyle olmalıdır:
Semhûdî, Peygamber Efendimizin kabr-i şerifinin bulunduğu Hücre-i Saâdet’in iç kısmına giren ve gördüklerini Vefâʾü’l-vefâ adlı eserinde ayrıntılı şekilde anlatan en meşhur son tarihçidir.

Bugün Hücre-i Saâdet’e Giriliyor mu?

Hayır. Bugün Peygamber Efendimizin kabr-i şerifinin bulunduğu iç bölüme girilmez. Semhûdî’nin 15. yüzyıldaki bu müşahedesinden sonra, yani yaklaşık 600 yıldır, Hücre-i Saâdet’in asıl iç kısmı ziyarete, araştırmaya veya kişisel girişe asla ve kat‘a açılmamıştır. Bugün Müslümanlar selâmlarını ve ziyaretlerini, Mescid-i Nebevî içindeki dış bölümden, yani hücrenin dışından gerçekleştirirler.

Sonuç

“Peygamberimizin kabrine en son giren kişi kimdir?” sorusuna verilen meşhur cevap İmam Semhûdîdir. Fakat burada kastedilen şey, doğrudan kabir çukuruna inmek değil, Peygamber Efendimizin, Hz. Ebû Bekir’in ve Hz. Ömer’in kabirlerinin bulunduğu Hücre-i Saâdet’in iç kısmına girmektir.

Semhûdî bu mekâna merak veya keyfî bir sebeple değil, onarım ve temizlik çalışmaları sonrasında ortaya çıkan söylentileri yerinde görmek ve hücrenin durumunu tespit etmek için girmiştir. Eserinde anlattıkları, hem Hücre-i Saâdet’in tarihî mimarisi hem de Mescid-i Nebevî tarihi açısından son derece kıymetlidir.

Bu sebeple başlıktaki soruya kısa cevap şudur:
Peygamberimizin kabr-i şerifinin bulunduğu Hücre-i Saâdet’e girip gördüklerini kaynaklarda ayrıntılı biçimde anlatan en meşhur son kişi, Medine tarihçisi İmam Semhûdî’dir.

Kaynakça

  1. Mustafa Sabri Küçükaşcı, “Semhûdî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi.
  2. Nûrüddîn Alî b. Abdillâh es-Semhûdî, Vefâʾü’l-vefâ bi-aḫbâri dâri’l-Muṣṭafâ, “Hücre-i Şerife’nin imarı ve Semhûdî’nin müşahedesi” bölümü.
  3. Muhammed Hüseyin Heykel, Fî Menzili’l-Vahy, Hücre-i Nebeviyye bölümünde Semhûdî’nin anlatımını nakleden kısım.

Makaleyi Paylaş: